sıcak süt içerisinde keyifle uzanmış mutlu marshmallow

Mutluluk Günü Kutlu Olsun!

Bugün 20 Mart, yani Dünya Mutluluk Günü. Anlamı ve önemi kişiden kişiye göre değişse de güzel hisler yarattığı tartışılmaz olan bu duyguyu doyasıya tatmak için bugünden daha uygun bir gün olamaz. O yüzden biz de bugün, mutluluk üzerine birkaç söz söylemek istedik. Gününüze ve bakış açınıza anlam katabilirsek de bizden mutlusu olmaz.

Dediğimiz gibi mutluluğun herkes için anlamı farklı. Bununla beraber, dört temel duygudan biri olan mutluluk, öznelliğinin getirdiği bir yaratıcılığa sahip. Bir başka deyişle, her birimiz kendi mutluluğumuzun peşinde koşarken kendi mutluluk tanımımızı yaparız aslında. Kimi zaman bizi çok mutlu eden şeyler başkaları için anlam ifade etmezken, bunun tam tersi de geçerlidir. Ve ne yazık ki, bazen birimizin mutluluğu, birimizin mutsuzluğu anlamına da gelebilir.

Peki nedir bu mutluluk dediğimiz şey?

Şimdi biraz derine doğru kazalım ve mutluluğun genel anlamını biraz irdeleyelim.

Çok özlediğiniz bir insana kavuşmak mı? Uzun zamandır hayalini kurduğunuz bir yemeği yemek mi? Tatlı krizinin ardından, bir parça çikolatalı kekle damağınızı şenlendirmek mi? Uzun ve yorucu bir iş gününün ardından eve varınca duş alıp koltuğa uzanmak mı? Aileyle uzun uzun yenen yemekler, arkadaşlarla çıkılan bir tatil mi? Saçını kestirmek mi? Heyecanla beklediğin bir filmi nihayet izlemek mi? Evin en sevdiğin köşesinde sessizce kitap okumak, aşık olduğun manzaraya karşı sakince oturmak mı? Meditasyon, pilates ya da yoga yapmak mı? Yürümek ya da delice koşmak mı? Kızgın kumlardan serin sulara atlamak mı? Rahat bir nefes alabilmek mi ya da sadece sağlıklı olduğunu hissedebilmek mi? Her şeye rağmen şükredecek ufak şeyler bulabilmek mi?

Hayattan, diğer insanlardan ve kendimizden beklentimize göre bunların hepsi, çok daha fazlası biri ya da hiçbiri olabilir mutluluk.

sahibinin kucağında mutlu bir köpek
Mutluluk elbette sadece insana ait bir duygu değil…

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?*

Böyle der Nazım Hikmet, Saman Sarısı adlı şiirinde. Tarihte, edebiyatta, sinemada, felsefede ya da psikolojide mutluluğun birçok tanımı olsa da genel olarak “arzulanana ulaşma” olarak tanımlanabilir. TDK da mutluluğu “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık” olarak açıklar.

Burada kelimenin kökündeki “mut” kelimesi ise “para vermeden, çalışılmadan elde edilen, kazanılan şey” anlamına gelir. Yani mutluluğun kökeninde aslında biraz da rahatlık ve refah saklıdır.

TEDxNilüfer konuşmacısı olarak mutluluk üzerine konuşan Uzm. Klinik Psikolog Deniz Ağar, TDK’daki bu tanıma göre aslında yaşamımız boyunca mutlu olmamızın imkansız olduğunu söyler. O nedenle genel geçer tanımlara bakmadan, insanın kendi mutluluk tanımını yapabilmesi veya mutluluğun resmini kendine göre çizmesidir aslında önemli olan.

Deniz Ağar’ın konuşmasına buradan ulaşabilirsiniz:

Resim konusunda hepimiz yetenekliyiz

Söz konusu mutluluğun resmi olduğunda, hepimiz resim konusunda yetenekli olabiliriz aslında. Kendi deneyimlerimizden, duygularımızdan, hayata bakış açımızdan aldığımız ilhamla mutluluğun resmini çizebiliriz. Hayatta her gün karşımıza çıkan şeylerden ulaşılması zor hedeflere, anlık ruh hallerinden geçmişteki anılara veya başka bir insana kadar her şey bu resmin bir parçasını oluşturabilir.

Uzun geçen kışın ardından, gün içinde harıl harıl çalışırken gözünüze çarpıp ofisinizi aydınlatan bir damla güneş ışığı bile o an gelen ani mutluluğun ve iyi hislerin sebebi oluverir.

Peki siz kendi mutluluğunuzu resmetseniz içinde neler olurdu? Dilerseniz yorumlarda bu soruya cevap verebilirsiniz. Hatta belki de böylece, fark etmediğimiz mutluluk kaynaklarını görmemize yardımcı olursunuz kim bilir. 🙂

Çevrenize biraz göz gezdirin, ne görüyorsunuz?

Gören gözlerle bakmak, gerçekten yapmakta en çok zorlandığımız şeylerden biri olabilir. Sosyal medyayla, fotoğraflarla, videolarla, paylaşmakla, beğenmekle, yazışmakla, satmakla, satın almakla kuşatılmışken gözümüzü gerçekten açarak, algılayarak, görerek, sindirerek, kabullenerek ya da reddederek çevremize bakmak oldukça zor. Bu da mutlu olmamızın ya da mutluluğumuzu fark etmemizin önündeki engellerden biri.

Ünlü İngiliz yazar Charles Dickens, sinemaya da uyarlanan öykülerinden biri olan Nicholas Nickleby’da şöyle der:

“Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil, geldiğinde memnun olmaktadır”

Dickens’ın bu sözleri aslında “Güzellik, onu gören gözdedir” sözleriyle benzerlik taşır. Oturup mutlu olmayı beklemek yerine her bir anın içinde gizli olabilecek mutluluğu görebilmek, tamamen sizin mutluluğu görmeyi ne kadar istediğinizle alakalı. An demişken, ünlü Simyacı kitabının yazarı Paulo Coelho da mutlu bir insan olabilmenin sırrının geçmişte ya da gelecekte değil şu anda yaşayabilmekte saklı olduğuna inananlardan.

donutlardan göz yapan neşeli ve şaşkın çocuk

Kendine değer vermek

Gözlerimizin ayarlarını gerçekten görmeye ayarlamak ve anın getirdiği güzellikleri fark etmek güçleştiğinde kendimizi sevmek ve buna bağlı olarak mutlu olmak da zorlaşıyor. Çünkü Dostoyevski’nin de dediği gibi yalnızca dertlerimizi saymaktan hoşlanıyor, mutluluklarımızı ise saymak bir yana, yanımızdan geçip gittiklerini görmüyoruz bile. Dertlerimizi saydıkça kendimize ve hayata olan güvenimizi de ufak ufak yitiriyoruz. Halbuki Ayn Rand’ın da dediği gibi:

“Kendinize değer vermeyi öğrenin; ki bu, mutluluk için mücadele etmek demektir.”

Bizi biz olmaktan alıkoyan her şeyden sıyrılıp kendi isteklerimizin, istemediklerimizin ve kapasitemizin farkına varmak önemli olan. Ve kimseyi memnun etmeye çalışmadığımız, aksine verimli bir şeyler yaratmak adına, içimizden gelerek, kendi kapasitemizi ve yeteneklerimizi ortaya koyduğumuz sürece, mutlu olmak ve mutlu etmek hiç de zor değil.

Mutluluk dolu mutfaklar

Bunun için illa dünyayı kurtarmaya da gerek yok, sevdiğiniz bir yemeği yapıp onun içine kattığınız sevgiyi ailenizle paylaşmanız bile yeter. Ya da mükemmel kabarmış bir kekle ve yaptığınız güzel bir çayla komşularınızı ağırlamak, güzel sohbetlerle onların tadını pekiştirmek, bir mutluluğu paylaşmanın en kolay yollarından biri olabilir. İngiliz yazar Charlotte Bronte’nin de dediği gibi:

“Paylaşılmamış bir mutluluğa, mutluluk demek güçtür; hiçbir tadı yoktur bunun.”

Eğer siz de yemek yapmayı, yemeyi ve paylaşmayı seven biriyseniz; aynı zamanda mutfağında kullandığı gereçlerin güzel ve kullanışlı olmasından mutluluk duyuyorsanız, Bernardo web sitesinde küçük bir gezintiye çıkmak ve size özel kampanyalardan faydalanarak bugüne anlam katmak hiç de fena fikir değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*