modern bir tasarıma sahip kaşık ve çatal modelleri

Sofralardaki üç kardeşin hikayesi

Bugün sofra adabından söz edildiğinde aklımıza gelen belli başlı şeyler zorunluluklar var. Örneğin ağzı şapırdatmamak, ağızda yemek varken konuşmamak, çorbayı höpürdetmeden içmek, peçeteyi kucağa sermek gibi şeyler bunlardan birkaçı. Bunlar dışında bir de sofrada bulunması zorunlu olan gereçler var. Mesela tabak, bardak ve bir de çatal kaşık bıçak…

Şimdi tabak ve bardağı bir kenara bırakıp yemeklerle aramızdaki asıl bağa, yani çatal, kaşık ve bıçaklara odaklanalım. Bugün sofraların demirbaşı olan bu gereçler nasıl oldu da bu statüyü kazandılar? Her şeyden önemlisi nasıl doğdular, güçlerini birleştirdiler ve ellerimizin bir uzantısı haline geldiler? Onlar yokken ne yapıyorduk ve bugün türleri nasıl çeşitlendi?

Çeşitli kaynaklarda bu gereçlerin ortaya çıkışı, dönüşümü ve yayılmasına dair var olan bilgiler içinde kısa bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

bernardo çatal bıçak takımı

En büyük kardeş, bıçak

Bu üç kardeş arasında ilk doğan, tahmin edeceğiniz üzere bıçak olmuş. Silah olarak kullanıldığı için herkesin yanında taşımayı bir zorunluluk olarak gördüğü bu kesici alet, çevredeki ağaç dallarının, bitkilerin ya da avların kesilmesinde de önemli bir yardımcı olmuş. Avcılıkta, tarımda, alet yapımında ve daha birçok farklı alanda kullanılmak üzere çeşitlenmiş de çeşitlenmiş.

Gel zaman git zaman, atalarımız yanlarında taşıdıkları bu küçük aleti, sofralarında yemek yerken de kullanmaya başlamışlar. Ama buradaki önemli nokta şu ki, herkes uzun yıllar boyunca bıçağını evden getirmiş. Yani yemek masasında her tabağın yanında bir bıçak bulunması geleneği yokmuş. Tabii o zamanlar çatal da olmadığından bıçaklar hem yiyecekleri kesmek hem de saplayıp ağza götürmek üzere çok amaçlı kullanıma sahipmiş.

bernardo çatal kaşık bıçak takımı

17. yüzyılda Fransa Kardinali Richelieu tarafından yapılan reform, bıçaklarla ilgili bir diğer köşe taşı. Bu reformla beraber yemekte kullanılacak bıçakların sivri uçları yuvarlak hale getirilmiş. Bunun nedeniyle ilgili de iki farklı rivayet mevcut. İlki, yemek esnasında çıkabilecek kavgalarda insanların birbirini yaralamasını önlemek; ikinci de yemekten sonra bıçakların kürdan niyetine kullanılmasıyla ortaya çıkan çirkin ve tehlikeli görüntü.

Kesici ve delici bir alet olması sebebiyle özellikle silah amaçlı kullanılan bir aletin zaman içinde evrilerek sofralara kadar gelmesi; yemekten kahvaltıya, balıktan ekmeğe kadar farklı amaçlara göre çeşitlenmesi ve sofra adabının önemli parçası olması sizce de ilginç değil mi?

Ortanca kardeş, kaşık

İlk kez Taş Devri’nde kullanılmaya başlanan kaşığın atası deniz kabukları imiş. Sıvı gıdaların tüketimi konusunda devrim yaratacak derecede kolaylık sağlayan kaşığın adı, Latince ve Yunancada “spiral şekilli sümüklüböcek kabuğu” anlamına gelen “cochlea”dan türemiş; bu isimle alakası olmayan bugünkü şeklini ise MS 1. yüzyılda Romalılar vermiş.

İlk icat edilen bıçak olsa da “yemek yeme” amacıyla üretilen ve yıllar boyunca hem malzeme hem kullanım amacı anlamında çeşitlenen ilk sofra gereci aslında kaşık olmuş. Çatalın icadına ve sonrasında dünya çapında kabul görmesine kadar geçen süre boyunca da dünyanın çok büyük bir bölümünde insanlar kaşıkla ya da elleriyle yemek yemiş.

Elle yemenin de bir adabı varmış elbette. Asiller yüzük parmaklarını kesinlikle kullanmamak suretiyle 3 parmağını kullanırken, sosyoekonomik anlamda daha alt kesimler için böyle bir sınırlama bulunmazmış.

Ve masanın en küçüğü, çatal

Latince Furca kelimesinden İngilizceye Fork olarak geçen çatalın Türkçe karşılığı, 1425 yılında yazılan Tuhfetu’z Zekiyye fi’l-Lugati’t-Türkiyye’yede geçer ve “iki veya daha çok dişli tarım aleti” anlamındaki “çat” fiili ve “al” son ekinden türetildiği belirtilir.

eski ve modern tasarıma sahip çatal ve bıçak modelleri bir arada

Tarım aletinden aldığı ihamla oldukça uzun bir süre iki dişli olarak kullanılan çatalların anavatanı ise Antik Yunan.  Ateşte cızbız pişen etleri almak için kullanılan bu çatalları aslında bugün de görmek mümkün. Ancak 19. yüzyıldan sonra ilk olarak üç, sonrasında da bugün bildiğimiz dört dişli formuna kavuşan çatallarla ilgili oldukça ilginç bir bilgi de “kadınsı bulunması” konusu.

Öyle ki, 1900’lü yıllara kadar dünyanın çeşitli bölgelerinde, erkekler tarafından kadınsı olduğu gerekçesiyle çatal kullanılmamış. Çatal gibi basit görülebilecek bir gerecin böylesine sosyolojik bir temeli olması oldukça şaşırtıcı.

İlk olarak 11. yüzyılda kullanılmaya başlandığı görülen çatal, gerçekten de sofralarda medenileşmeye giden bir yolu açtığı için devrim niteliğinde bir buluş olmuş. Zira katı yiyecekler bıçakla kesilip elle yenebiliyor; sıvı gıdalar içinse kaşık kullanılabiliyorken çatala ne gerek vardı ki!

Ama gelin görün ki kişisel temizlik ve elit bir görünümün giderek önem kazanması bir kez daha icatlara gebeymiş.

Çatalın 1300 yıllık hikayesi

MS 7. yüzyılda Ortadoğulu zenginlerin sofralarında görülen; 11. yüzyılda Bizans’tan İtalya’ya taşınan çatal başlangıçta burada pek de hoş karşılanmamış. Tanrının elleri yaratmaktaki amacına karşı ters düştüğü savunulan bu icadın kilise tarafından engellenmesiyle, toplum tarafından kabul görmesi ve yaygınlaşması haliyle çok uzun yıllar almış.

Avrupa’da kilisenin etkisiyle kullanımı engellenen çatal tekrar sofralara döndüğünde bu kez “kadınsı bulunması” sebebiyle erkekler tarafından kullanılmamış. Ta ki 20. yüzyıla kadar…

İtalya’da Rönesans’ın etkisiyle yaşanan toplumsal değişiminle kişisel bakımın ve temizliğin giderek önem kazanması, çatalın başta İtalya olmak üzere Avrupa toplumunda kullanımını yaygınlaştırmış.

Başlangıçta üst gelir seviyesindekiler için ulaşılabilir olan çatal, Sanayi Devrimi’yle beraber herkese hitap edebilir hale gelmiş.

Bernardo Mimosa 84 Parça Çatal Bıçak Takımı

Osmanlı’dan günümüze çatal kaşık ve bıçak

Osmanlı’dan günümüze kadar geçen sürede, kendi sofra kültürümüzde bu gereçlerin kullanımı da aslında Avrupa’ya göre oldukça yeni. Yani Bizans’ta çatalın kullanılıyor ve İtalya’ya kadar tanıtılıyor olması, sonrasında İstanbul topraklarında bu kültürün yerleşmesine yetmemiş.

Lezzetiyle ünlü olan Osmanlı mutfağında pişen yemeklerden katı olanlar elle yenir, sıvılar için kaşık kullanılırmış. Ancak Rönesans’ın etkisi giderek genişleyip Osmanlı topraklarını da etkisi altına almaya başlayınca yer sofraları ve elle yeme kültürü yerini yavaş yavaş daha Avrupai bir kültüre bırakmış. Tabii bu değişim öyle hemen kabullenilmemiş. Saraydan başlayarak yavaş yavaş halka yayılmış. Her zaman olduğu gibi…

Bernardo Van Gogh 84 Parça Çatal Kaşık Bıçak Takımı
Bernardo Van Gogh 84 Parça Çatal Kaşık Bıçak Takımı

Herkesin tarzı başka

2. Mahmut’la beraber kültürümüze giriş yaptığı belirtilen çatal kaşık bıçak kullanma kültürü bugün de çeşitli şekillerde varlığını sürdürüyor. Altın ve gümüş olmasa da paslanmaz çelik malzemenin sunduğu kolaylık ve parlaklıkla hem sunumlarımızı daha şık bir görünüme kavuşturuyor, hem de daha temiz, sağlıklı ve pratik bir sofra kültürünü sürdürüyoruz.

Özel davetlerde daha kalabalık, zengin bir duruş sergileyen klasik çatal kaşık bıçak takımlarını; her gün ailemizle paylaştığımız sofralarda ise günlük setleri tercih ediyoruz. Bazen de bunları ayrı ayrı alarak kendi zevkimize ve ihtiyacımıza göre kendi takımımızı yaratıyoruz.

Siz de kendi tarzınızı konuşturacağınız ister klasik ister günlük çatal kaşık bıçak takımlarında en uygun fiyatlı ve zevkli tasarımlara göz atmak için Bernardo web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*